Hikmet Kıvılcımlı – Tüm Ekonominin Büyükleri

Sosyalist 15 Aralık 1970

Yalnız devlet ve özel büyük yerlerinin karşılaştırılması bile, daha büyük işletmelerin, ekonomide ne denli egemen olduklarını ispatlamaya yeter. Türkiye Sanayiindeki büyük küçük bütün işletmeleri kıyaslamak, daha ibret verici olur.

İmalât sanayiinde 1-4 kişi çalıştıran işyerleri 147 bin 675 iken, 50 ve daha fazla işçi çalıştıran işyerleri 853 tanedir. Büyükler küçüklerin sayıca 173’te 1’i ediyor. Gıda sanayiinde bu rakamlar 11.899 ile 152’dir: Büyükler küçüklerin 78 de 1’idir. Yalnız bu iki sanayi dalında işçi sayıları ile ücret tutarları 1964 yılı şöyledir:

Çalışanların Sayısı Yıllık Ücret – Maaş Tutarı
İmalât
Sanayiinde
Gıda
Sanayiinde
İmalât
Sanayiinde
Gıda
Sanayiinde
1-4
kişiliklerde
285.857
(%52)
29,192
(%38)
195.076.000
(%10)
26.650.000
(%10)
50 +
kişiliklerde
273.495
( %48)
49.257
(%62)
1.872.418.000
(%90)
258.596.000
(%90)

Yuvarlak hesap: 1000 kadar büyük işletme, 150 bini aşkın küçük kadar, yahut ondan üçte bire yakın (%62) fazla işçi çalıştırıyor. Bir büyük işletme (50 kişi ve daha çok işçi çalıştıran) rahat rahat 150 küçük (1-4 kişi çalıştıran) işletme kadar insanın alınyazısını elinde tutuyor.

Ya bu çalışan insanların alınyazıları nasıldır? Küçük işyerinde çalışanların yıllık gelirleri (maaş-ücret) Büyük işyerlerindekilerin 10’da 1’i kadar düşüktür. Demek Büyük İşletme, insanın alınyazısını çizmekte Küçüklerden 1500 kez daha etkendir. Bu geçim şartları ile Türkiye’de Büyük işletmeler karşısında Küçük işletmelerin yaşamaları da, yaratmaları da, sürünmekten beter, bir işkence çekmektir…

Buna karşılık, 1 Kasım 1963 günü, çalışanlardan 1-4 kişilide: 285.857 kişiye yılda 195.076.000 lira ücret-maaş (adam başına 682 lira) ödeniyor; 50 kişi ve fazlası işyerlerinde: 273.495 kişiye 1.872.418.000 (adam başına 6846) lira ödeniyor. Bu durum, Millete: Olmaz olsun o 285.857 işyeri dedirtmez mi?

Bu kural önünde gerçekliğe daha yakından bakalım. Sanayi alanında “Büyük İşyerleri” diye gösterilen 3012 işletme: 10 kişiden, yahut 10 beygir gücünden yukarı güçle çalışan yerlerdir. Aynı 1964 yılı 50 kişiden daha çok çalışanlı daha büyük işletmelerin sayısı, tüm Türkiye sanayi kollarında: 1705 tanedir. Daha bu rakam söylenirken açıkça anlaşılacağı gibi, 3012 Büyük adlı işyerinden 50 kişi çalıştırmayan 1307 tanesi, elbet 50 ve daha fazla kişi çalıştıran bu 1705 işyeri yanında devede kulaktır. 237 devlet işletmesinin 2775 özel büyük işletmeye taş çıkartışı gibi…

Gözü kapalı söyleyebiliriz ki, Türkiye ekonomisinin sanayi bölümüne o 1705 işyeri şartsız kayıtsız egemendir.Bu egemenliğin kişi olarak anlamı aranırsa, 237 Devlet işletmesini biçim bakımından çıkarırsak, 1468 Özel sanayi işletmesi Türkiye üretimine egemendir.

Sanayi yanında “büyük” sayılan işletmeli toptan – perakende ticaret, ulaştırma ve haberleşme, hizmet gibi öteki ekonomi dallarında 1963 yılı şu rakamları buluyoruz:

Kamu kes. Özel Kesim
Büyük Ticaret:
Toptan…………………:
Perakende…………….
Büyük Ulaştırma……..
Büyük Haberleşme…..
Büyük Hizmet………………….
(Bunlara Tarım ve Saanayii de katalım)
Tarım, 500 hektardan büyük topraklı
Sanayi …
17
126
5
1
1
150
97
237
408
241
141
565
1355
491
1468
Toplam
484
3314

Böylece Türkiye ekonomisinin temelinde 3314 Özel ile 484 Kamu işletmesi cancana yatmaktadır. 500’ü bulmayan Kamu kesimi: Şehirde ve Köyde 3300’ü zor geçen Özel kesimden çok üstün güçte, ama onun emrinde işlemektedir.

Türkiye’nin “Büyükler” adını alacak ekonomi kodamanları: sanayi, ticaret, ulaştırma, hizmet, tarım alanlarında en çok 3314 aile olabilir. Devletle birlikte 3798 büyük kurum… Yuvarlak rakam fazlası ile 500’ü bulmayan Devlet Beyliği diyebileceğimiz kurum yanında gene 500’ü bulmayan Toprak Beyliği besbellidir… Bunlar (Toprak ve Devlet Beyleri) birinci Binlik sayılabilirler.

Geri kalan ticarette (perakendecilere) egemen 500’ü bulmaz Toptancı, hizmetlere egemen 500’ü aşkın işletme 150’yi bulmaz ulaştırmaya egemen kodamanlar topu birden ikinci Binlik sayılabilirler.

Öteki Sanayi’nin 1500’e varmaz büyükleri gerçekte bini aşarlar mı?

Asıl işin, sosyal problemin püf noktası buraya gelir dayanır. Büyük Sanayi işletmeleri iki açıdan eleklenebilir:

1) Büyük imalât işyerlerinin çalıştırdığı işçi sayısına göre orantıcıl dağılımı içinde 49 kişiye kadar olan işyerleri 1964 resmî İstatistik Grafiklerinde %76’yı buluyor. (İstatistik ayrıntılarını saklamakla birlikte, genel grafik çizilerinde bunu gösteriyor) (1). Bu hesaba göre, büyük sayılanlar içinde asıl 50’den yukarı işçili yerler 4’te 1 olurlar. 200 ilâ 499 kişı arası çalıştıranlar %5 (20’de 1), 500’den 1000’e dek işçi çalıştıranlar %2.5 (40’ta 1), 1000’den yukarı işçi çalıştıranlar % 1 ile 2 arasıdır.

Asıl Türkiye sanayiinin alınyazısını çizenler, o “büyük” sayılan işletmelerin 10’da 1’ileri sayısında demektir. Tüm “Büyük sanayi” sayılan işletmeler 3012 olunca, asıl kodamanlar 300 kadardır.

2) Büyük imalât işyerlerinin hukukî durumlarına göre dağılım oranı ise: %45 kadarı kişi mülkiyetinde, geri kalanı (kollektif, Anonim, Limited, Özel Kanunla kurulmuş, Komandit) şirketlerdir. Türkiye’de şirket’ler arasında sayılan Kooperatifler yüzde yarım bile yer tutmaz (%0.4).

Türkiye’nin bütün ekonomisi gibi, politikasından kültürüne ve dinine dek her şeyine kontrolunu en az 40 yıldan beri koymuş bulunan Ekonomi ağları: Şirket ağaları‘dır. 3000 büyük işletme içinde 300 en kodamanı bu açıdan değerlendirelim. Bu en kodamanların 132’si kişi mülkü sayılsa,168’i Şirket demektir (2).

Daha 1929 yılları, Türkiye’de bile, İktisat Bakanlığı Şirketler Sigorta Müdürü ile İstanbul Şirketler Komiseri, “Sermaye Hareketleri” adlı irice kitabın başında şu hakikati yazmışlardı:

“Şirketlerin her yıl ulaştıkları sonuç, aşağı yukarı memleketin ekonomi durumunun ve sağlığının rakamlarla deyimlendirilmesi demektir.” (s. 3)

Dünyamızın, hele Türkiye’mizin “hakikat”leri, 40 yıldan beri pek değışmedi: tersine büsbütün koyulaşıp kardı. “Şirketler” (Kumpanyalar) deyimi halkın kolay anlaması için Finans – Kapital sözcüğünün yerine kullanılabilir. Türkiye ekonomisine, ve dolayısı ile tüm yaşantımıza Ceza Kanunlarında yazılan “Tehakküm” kertesinde egemen olan gizli-açık güç: Bu şirketler şebekesidir. Bunu anlamadıkça, Türkiye’nin değil ekonomisinde, en bayağı lotaryacı politikasında bile hiç bir şey anlamış olunamaz.

1929 yılı Bilânçolarına göre Türkiye’de 166 şirket vardı. (H. K.: Emperyalizm‘den Türkiye’de Kapitalizm, s.162,1965). Bunlardan 102’sinde Kurucu, İdare Meclisi üyesi v.b. kişiler, 444’ü Türk (yahut Müslüman), 181’i gayrıtürk (veya Müslüman olmayan): topyekün 625 kişiydi. 166 Şirket için sayılabilecek Finans – Kapitalist sayısı: 633’ü Türk, 233’ü gayrıtürk olmak üzere topyekün 866 kişi idi.

Aradan geçen 41 yıl sonu ne gibi değişiklik oldu. Başlıca iki karakteristik değişme görüldü:

1- Şirketlerin sahipleri içinden kaçı Müslüman – Türktür, kaçı Müslüman – Türk değildır, bu inanılmaz bir kıskançlıkla saklanıyor. Kapitalist sınıfı içınde seçilen en kodaman Finans – Kapitalist elemanları, Türk ve Müslüman olsunlar, olmasınlar, tam kafatascı – mukaddesatçı – nurcuların istediklerinden âlâ “Canciğer kuzu sarması” olup, yürekten kaynaşmışlardır.
2- Millî Kurtuluş Savaşını arkadan hançerleme durumuna düşmüş bulunan en büyük Toprak Beyleri, 1929’da henüz içlerinden en kodamanlarını Kapitalist sınıfınınkilerle kaynaştırabilme fırsatını o denli bulamamıştılar. Lehül Hamd Dolar ve Sam Amcaları sayesinde bugün Büyük Emlâk Sahiplerinin en kodamanları da kapitalist sınıfının en kodamanlarıyla etle tırnak olabildiler.

1929 yılının 166’ları dışında kalan 491 toprak beyi, bugün artık yerini bulmuştur. Kapitalizmin 2 egemen klâsik sınıfı içinden: Burjuvalar ile Büyük Toprak Sahipleri sınıflarından en kodaman elemanlar biricik Finans – Kapital zümresi halinde kenetleşip her şeye tehakküm yolunu bulmuşlardır.

Yukarıda ayrıntılarını verdik. Türkiye’ye hangi temel ekonomik madde gücü egemendir? Sorusunun karşılığı açıktır: Finans – Kapital egemendir. Türkiye’nin kendi sosyal yapı karakteristiği içinde egemen Finans – Kapital zümresi kendi içinde kaç bölüğe ayrılabilır ve bu kümeler kaçar kişidirler?

Hepsi, hatırda kalmak için. yuvarlak rakamla gösterilir ise: 500’er (beşer yüz) birimi geçmemek üzere, yukarıdan aşağıya sıralanabilen 5 küme Finans – Kapital tipi göze çarpar:

1- Devletçiliğimiz (484),
2- Toprak Ağalarımız (491 ),
3- Sanayi Baylarımız (3-5 yüz),
4- Ticaret Baylarımız (5-6 yüz),
5- Hizmet Baylarımız (565).

35 milyon insanımızın alınyazısını kim çiziyor? Bu 5 kollu Finans – Kapital zümresi içinde egemen olan, yuvarlak hesap 2500 Birim.

Bu birimlerin çoğu “Şirket”, yâni “Ortaklık” adını alır. Evet. Her ortaklıkta bir çok ortaklar bulunabilir. Hiç kuşku yok. Bütün o ortakları, “Birim” deyimi ile bir kişi gibi göstermek küçümsemek olmaz mı?

Hayır. Her ortaklıkta, Finans – Kapital işleyişinin iç makanizmasını bilenler için, başı çeken çoğu bir tek sayın kişi olur. Ötekiler onun kul’ları (Vasalleri)dirler. Hele göstermelik hissedar kalabalıkları, en bön çocuğu güç kandıracak gözbağlarından başka bir şey değildirler. Tersine, bir çok Şirketlerde aynı tek kişi’nin başrolü oynadığı düşünülürse, 2500 birimi 2500 kişiden daha aza indirmek de olağandır.
_________________
(1) Oysa daha önce 50 kişiden az işçi çalıştıran büyüklerin sayısı 1307 ve tüm büyükler içindeki oranı %43 olarak bulunmuştu. Resmî istatistiklerin, böyle çelişik rakamlarla, gerçekleri peçeleleme çabası açıkça görülmektedir.
(2) Aslında bu en kodamanların belki hepsi de Şirket‘tir. Finans-Kapital böyle gizli çalıştığı için, bunları kesince tesbit etmemiz mümkün olmamaktadır.

Yoruma kapalı.