Hikmet Kıvılcımlı – Mao Kalpazanları

Sosyalist 6 Nisan 1971

Ünlü kızıl kitabın birinci bölümü parti üzerinedir. Ve bu bölüınün (yani kitabın) birinci cümlesi: “Parti’nin” Çin Halkının Önderlik merkezi olduğunu söyler.

Ve bütün birinci bölüm boyunca, Mao’nun çeşitli zamanlarda Parti’nin önemini vurgulayan cümleleri yer almaktadır.

Her Marksist – Leninist lider gibi Mao da, partinin birinci derecedeki önemini çok iyi kavramış, tüm mücadelesi boyunca partiyi güçlendirmiş ve partiyi daima kitlelerin önderi kılmıştır.

Ak-Aydınlık benzerlerini yani bizdeki sahte Maocuları çekmiştir, bunlar her nedense parti meselesine hiç girmiyorlar.

Bir zamanlar “İşçi sınıfının politik – ideolojik – örgütsel – öncülüğünden” sözederlerdi. Hadi ideolojik öncülüğü “Mao Zedung düşüncesiyle” hallettiler diyelim, peki politik öncülük nasıl gerçekleşecek? Ak Aydınlık dergisiyle mi? Hadi onu da o dergiyle sağlasınlar… Ya örgütsel öncülük ne oldu? Oysa ideolojik politik öncülük örgüt öncülüğünün, (yani her şeyden önce örgütün) varlığıyla gerçekleşir. Öncülük diyalektik bir bütündür.

İşte sahtekârlann maskesi burada düşer… Aylardır bir sürü laf kalabalığı içinde üniversite odalarından ahkâm kesenler buraya geldi mi susarlar.. Susarlar çünkü Proletarya Partisi’nin teşkilini ne kadar geciktirirlerse, kendi borlarının o kadar uzun ömürlü olacağını hesaplamışlardır.
Oysa bu kişiler gerçek Maoculuğun ne olduğunu pekâlâ bilirler. Örgütsüz hiçbir mücadelenin başarıya ulaşamayacağını hiç şüphesiz bilirler. Ama gene de örgüt önermezler. Günümüzün acil meselesinin örgütlenmek olduğunu nicedir dillerine almıyorlardı. Kuru sıkı laf kalabalığı arasında oradan buradan adam apartmak peşindeydiler. Bir ara Sosyalist Kurultay’dan bahsediyorlardı. Oradaki amaç da belliydi, ortadaki dağınıklıktan kendilerine parsa toplayacaklarını umdular, olmadı.. Susuverdiler.. Çünkü gençlik katlarında partisiz mücadele görüşü yaygındı.

Çünkü Proletarya Partisinden sözeden herkese hemencecik revizyonist diyenler çoğunluktaydı. Gençleri en keskin lâf eden grubun toparlayacağını uman sahte Maocular bu yarışa girdiler. Dev Genç merkez yönetimini pasifistlikle suçlarken, partisiz mücadele anlayışını eleştirmek işlerine gelmiyordu.

Marksizm – Leninizmin (ve dillerinden hiç eksik etmedikleri Mao Zedung düşüncesinin) en temel teorik ve pratik noktalarından biri olan PARTİ konusuna, örgütlü mücadele konusuna hiç değinmediler. Yaptıkları eğer provokasyon değil idiyse, oportünizmin ve revizyonizmin dik âlâsıydı…

Ve bizce yaptıkları aynı zamanda bir provokasyondu. Dev-Genç merkez yönetimini “en tehlikeli revizyonizm”le ve pasifizmle suçladılar. Nereden aldıkları belli olmayan bir icazetle lâfta keskinleştikçe keskinleştiler. Yaptıkları açıktı, diğer ihtiyatsız ve tecrübesiz grupları kendi provokasyon alanlarına çekip, sosyalizmin gizliliğini deşifre etmek ve birtakım genç kadroların, acemi unsurların kendi kendilerini polise ihbar etmelerini sağlamak. Elhak Akaydınlıkçılar bu provokasyonda bir miktar başarılı oldular…

(Ak Aydınlıkçıların SOSYALİST’e öfkelenmelerinin nedenlerinden birisi Proletarya Partisi çalışmaları ise, diğeri de Sosyalist’i ve onun başyazarını bu provokasyona düşüremediklerinden ileri gelir. 30 Mart 1971 tarihli sayılarında da binbir dereden su getirerek, en adi demagojilerle Dr. Kıvılcımlı’yı kendi kendisini ihbara zorlamaktadırlar. Oysa bilmezler mi ki Kıvılcımlı niçin bunca yıl hapiste yatmıştır.. Bilmezler mi, Kıvılcımlı, daha geçen yıl yaptığı bir konuşmada, Sosyalizm lâfla değil, silâhla olur” dediği gerekçesiyle hâlen yargılanmaktadır. Hepsini bilirler. Ve gene Dr. Kıvılcımlı’nın “Mao Mao” başlıklı yazısında Mao’yu niçin ve nasıl takdir ettiğini, ve sahte Maocuların, pamuk elli cici beyciklerin ellerine silâhtan başka her şeyin yaraşacağını bildiği için o yazıyı yazdığını bilirler. Kıvılcımlı, orada Mao’nun eylemini sergileyerek Mao kalpazanlannı teşhir etmişti.)

Ak Aydınlıkçı sahtekâr Maocular Nihat Erim kabinesinin ardından hemen “Örgütlenelim” sloganını attılar. Yeni mi akıllarına geldi? Yeni geldi, diyelim. Peki nasıl örgütlenelim? Aylardır Parti konusunda tek lâf ulaşılacağı konusunda en ufak bir görüş belirtemeyenler Partili mücadele bilincini önleyenler, Vatan Partisi’nin tekliflerini baltalayanlar kendileri değiller mi?

Onlar mı, Proletarya Sosyalistlerine örgütlenmeyi salık veriyorlar?

Daha bir yıl önce ideolojik – politik – örgütsel öncülükten bahsederlerdi. Demagojinin başka bir biçimi. Örgütsel öncülük olmazsa ne ideolojik ne de politik öncülük gerçekleşir… Ve örgüt Akaydınlıkçılar tarafından hep hasıraltı edilmiştir. Yani proletaryanın örgütlenmesini, İşçi Sınıfı Partisi’ne giden yolu da diğer bazı gruplarla birlikte dinamitlemeye çalışmışlardır.

Kurtuluş grubunun tutumu açıktır, onlar şimdilik partisiz mücadeleyi önerirler. Bu nedenle Kurtuluş grubundan proletarya partisinin nasıl kurulacağını sormayız. Üstelik bu arkadaşlar ölümün üstüne yürüyen pervasız kişilerdir. Ya bizim keskin Maocular? İşte burada şapa otururlar.. Çünkü her Leninist gibi Mao da partinin öncü gereğini her satır başı vurgulamış, her adımda bunu ispatlamış bir kişidir…

Böylece, Leninizmin en önemli meselesinde sahte Maocular açık vermişlerdir… Hem de öylesine yaman bir açık vermişlerdir ki, görmeyen gözler önünde de maskeleri düşmüştür…

Bundan sonra proletarya partisini konusunu da ele alacaklardır… Fakat burada da en seviyesiz demagojiler bir takım lâf salataları ve bol bol Mao Zedung düşüncesi… Böylece bu konuyu da dejenere etmeye çalışacaklardır. Ak Aydınlıkçılar’ın proletarya partisi konusuna girdiklerinde illegaliteyi şu ya da bu şekilde dillerinden eksik etmeyerek Provokasyon konusu yapacakları bellidir.

AK AYDINLIK’IN EYLEMDEKİ BİR PROVOKASYONU:

Şimdi sırası gelmişken Ak Aydınlıkçıların eylemdeki bir provokasyonunu örnek olarak burada vereceğiz. Bir greve giden Ak Aydınlıkçılar, işçilerle konuşurken, sendikacıların Moskovaya bağlı olduklarını bu nedenle revizyonist olduklarını, Moskovacı sendikacılara işçilerin güvenmemeleri gerektiğini söylemişlerdir… Daha sonra aynı grevde sendika yönetimi Gorki üçlüsünden bir filmi getirip işçilere göstermişlerdir ve fılm esnasında işçiler sinemanın oynadığı çadırı terketmişlerdir, “Bize söylemişlerdi inanmamıştık, bu sendikacılar hakikaten komünistmiş” demişlerdir…

Burada sendikacıları müşkül durumda bırakmamak için olayın yerini ve zamanını vermiyoruz. Bu haltı işleyen provokatörler olayı daha iyi bilirler… Eğer yönetici “ağabeylerinin” (Ak Aydınlık merkezinin) haberi yoksa, sorup öğrensinler.

Fakat sorup öğrenmeğe ne hacet, Ak Aydınlık yöneticileri yürütülen toplu ve açık bir provokasyonu sürdürmektedirler.

Türkiye’de CIA ve egemen sınıflar Sovyet Rusya düşmanlığını komünizm düşmanlığı ile eşdeğer tutmuşlardır. Ak Aydınlıkçıların Rusya’ya karşı çıkmaları hâlisâne niyetle ve “sosyalizm” adına değildir. Çünkü, henüz doğru dürüst ekonomik bilince bile gelmemiş ve derin anti-komünist şartlanma içinde yetişmiş işçilere anti Sovyet propaganda yapmak, Türkiye’nin şartlarında sosyalizm düşmanlığının, CIA provokasyonunun ta kendisidir…

Türkeş’in faşist komandoları Mavi ve Kızıl emperyalizmin düşmanıyız derler. Akaydınlıkçılar, Amerikan ve Sovyet Sosyal Emperyalizminin düşmanıyız diye konuşurlar… Ümmetçiler de aynı sloganları kullanırlar… CHP’nin safdil gençleri de, yanı yoldadır ve CIA Türkiye işçi sınıfı içindeki en başarılı provokasyonlarını anti-komünist şartlanmanın Sovyet düşmanlığına eşit olduğu olgusundan yola çıkarak tezgâhlar…

APIŞIP KALAN CİCİ MAOCULAR

Maoculuğun Türkiye’ye en temel noktaları çarpıtarak sokan ve yukarıda söylediğimiz provokasyonlar dışında, genel geçer lâflarla mezhepçilik yaratmaya çalışan, Türkiye’deki sınıf tahlillerini 50 yıl öncesinin Çin’ine benzeterek çarpıtan ve ona uysun diye “Toprak ve köylü”‘ demagojileri yapan, ikide bir görüş değiştiren, hedef şaşırtan, her türlü kaypaklığı “esneklik” diye yorumlayan, kişi putlaştırma eğilimini yerleştirmek isteyen, Türkiye’den kopuk üç buçuk kırık dökük lâfla ideolojik öncülük peşinde koşan Ak Aydınlıkçı sahtekâr Maocular Rusya’nın uzlaşmacı politikasını dillerine dolamışlarken, Pakistan meselelesiyle apışıp kalmışlardır.

Bilindiği gibi, faşist Yahya Han’ın Pekin’le arası hayli iyidir. Çin, Hindistan’a karşı daima Pakistan’la birlik olmuştur.. Ne var ki, son hafta içindeki Doğu-Batı Pakistan kavgasında Yahya Han’ın faşist terörü, döktüğü oluk oluk kan Çin’i müşkül durumda bırakmıştır. Hele Hindistan’da Doğu Pakistan halkını destekleyince Çin cephesinden henüz ses seda çıkmamıştır.

Böyle şeyler olur.. Sosyal olaylara mekanik açıdan bakılırsa kimileri işte böyle apışıp kalırlar. Çünkü sosyal olaylar ancak diyalektikle çözülecek kadar karmaşıktır. Kısa vadeli çıkar hesapları adamı böyle günün birinde afallatıverir… Ve bizim cici beycikler, Pakistan konusunda genel geçer sözler söylemek yoluna gitmişlerdir. 4.4.1971 sayılarında bu konuda net bir yorum getirmeden fıyâkalı lâflar ve ihtiyâtlı cümlelerle işi geçiştinneye çalışmaktadırlar.

İşte burada, sahtekâr Maocularla ilgili şimdilik üç noktaya değindik…

Yoruma kapalı.