Hikmet Kıvılcımlı – Kel Göründü

Sosyalist 27 Nisan 1971

Geçen hafta “tekke düştü, kel göründü”. 12 Mart Muhtırasıyla iş başına getirilen Erim hükûmeti gerçek yüzünü gösterdi: Anayasayı uygulamak üzere Demirel’i alaşağı edenlerin ilk işi Anayasayı değiştirmek oluyor.

Önce “Beyin takımı” dendi. O yöndeki dedikodularla birkaç haftalık zaman kazanıldı. Sonra “Beyin takımı” mârifetlerini göstermeye başladı: Sıra sıra dehşetengiz nutuklar birbirini kovaladı. Birkaç hafta da öylece kazanılmış oldu.

Şimdi artık iş yapma zamanının geldiğine inanmış olacaklar ki, geçen hafta asıl niyetlerini ortaya koydular. Cumhurbaşkanından Başbakanına, ve tâ Ağrı dağındaki bilmem ne bakanına dek herkes ağızbirliği içinde: “Asaiş” diyorlar da başka birşey demiyorlar.

Neymiş efendim? Banka soygunları, adam kaçırmaların arkası kesilmemiş, hatta artmış.

Kimse sormuyor: Demirel zamanı bu gibi eylemleri yapanlar şıp diye biliniyorlardı, ve bulunuyorlardı. Demirel’in elindeki Emniyet teşkilâtı olduğu gibi yerinde duruyor. 12 Mart‘tan sonra bu Emniyet teşkilâtına ne oldu da, o günden beri meydana gelen olaylar karşısında âciz kalıyor ve bu aciz için her gün gazetelerde timsah gözyaşları dökülüyor?

Öte yandan, bu ülkenin Anayasası ve kanunları banka soymak ve adam kaçırmak gibi eylemlere izin mi veriyor da, bunların önünü almak için illâki değişiklik yapmak gerek? Hayır. Hedef o değil.

27 Mayıs kendi çapında bir devrimle bu millete rahat bir nefes aldırmıştı. Birtakım demokratik haklar elde edilmişti. Aydın gençliğin başlattığı bazı mücadele biçimleri işçi-köylü halk yığınlarınca da benimsenerek, geniş çapta direnmelere kapı açmıştı. Özellikle 16 Haziran günü işçi sınıfımız gerçek gücünü hissettirir gibi olmuştu.
Bizim gibi geri bir ülkenin parababaları sayıca o kadar az ve öylesine halk düşmanı bir zümredirler ki, bu kadarcık bir demokrasiye bile gelemiyorlar. Uluslararası ortaklarıyla birlikte yürüttükleri korkunç soygun düzeni ülkeyi ister istemez bir bunalıma sürükleyince “el çabukluğu mârifet” bunalımın sorumluluğunu üzerlerinden atabileceklerini umuyorlar. 27 Mayıs bu millete ne kazandırdıysa onları ortadan kaldırmak istiyorlar.

Parababaları 27 Mayıs‘ta ellerinden kaçırdıkları siyasî iktidarı tekrar yüzde yüz elde etmek için 3-5 yıllık bir geçiş dönemi söz konusu olmuştu. Bu dönemde halk, paşaların güdümünde: “Plân”, “Program”, “Kalkınma”, “Reform” gibi sözcüklerle uyutulmuş ve 1965’te amaca ulaşılmıştı.

Şimdi gene Paşa’lar sahnededir ve bu uyutma döneminin “kadro”ları gene ortaya sürülmüştür. Gene yabancı Emperyalist ülkelerden “uzman”lar getirtilerek plânlar, programlar, kanunlar, Anayasa değişiklikleri yaptırılacağı haber verilmektedir.

Anlaşılan, yeni dönemde bu Paşa’lar, Kadro’lar ve Uzman’ların görevi: .Parababalannın “hukukî” iktidarı da yüzde yüz ele geçirmeleri ve böylece “Guguk devleti”ni resmen tarihe gömmeleri için duman perdesi yaymak olacak.

Bütün hesaplar “köyün köpeksiz” olduğuna da dayandırılmaktadır. Tarih, böyle hesapların âkibetinin ne olduğunu gösteren sayısız örneklerle doludur. Yeter ki, Halk Cephesi içine gömüldüğü bataktan kurtulup derlenişini gerçekleştirebilsin.

Yoruma kapalı.