Hikmet Kıvılcımlı – II. Haçlı Seferi

Sosyalist 23 Şubat 1971

Emperyalizm, solun içine soktuğu CİA ve MİT ajanlarının provakasyonlarını; tertiplediği soygunlar, sabotajlar ve saldırılarla perçinlemeye çalışıyor.

Emperyalizm, siyasî ve ekonomik sancılar içinde debeleniyor. Ekonomisi, politikası allak bullak oluyor. Gittikçe çürüyor. Çürüdükçe ecel terleri döküyor. Ezilen uluslar üzerindeki tahakkümünü, saldırganlığa vardırıyor. Vietnam halkının üzerine, yıllardır bomba yağdırıyor. Orta Doğu da, İsrail maskesi takarak, petrol damarlarına saldırıyor.

Emperyalizmin baş temsilcisi A.B.D’inde; “Her onsluk altının resmi karşılığı 35 dolar iken, serbest piyasada 38 dolara yükselmiş bulunuyor. (T. İktisat gazetesi 11.2.1971)” Doların değeri hızla düşerken, D. P. Milletvekili İhsan Gürsan; bütçe müzakerelerinde; “Devalüasyon, büyük devletlerin etkisi ile yapılmıştır.” diye bangır bangır bağırıyor ve “ikinci bir devalüasyonun kaçınılmazlığından” bahsediyor. Bu iki haberin üzerinde biraz durmak gerekir.

I. – Dolann değerinin düşmesi,
II. – İkinci bir devalüasyonun kaçınılmazlığı,

A.B.D’nin başını çektiği emperyalizmin, Türkiye üzerindeki etkinliği gözönünde getirilirse, bu iki haberin birbirini son derece etkilediği ortadadır.

Birincisi; Doların değerinin düşmesi, A.B.D stoklarındaki altınla dünya piyasasındaki doların arasındaki uçurumun gittikçe derinleşmesi, emperyalizmin ne denli çürüdüğünün ifadesidir.

İkincisi; Emperyalizmin develüasyon yapılması için, Türkiye’ye baskı yapması, ikinci bir devalüasyonu “kaçınılmaz” hale getirmiştir.

Doların değerinin düşmesi bütün kapitalist ülkeleri olduğu gibi Türkiye’yi de etkilemiştir. Böylece ekonomik temeli çürüyen emperyalizm, kendi blokundaki ülkelere olduğu gibi, Türkiye üzerine de yaptığı siyasî ve ekonomik baskıyı saldırganlığa vardırıyor.

Yerli-yabancı Finans-Kapital’in bu saldırganlığına karşılık, Türkiye’de 50 yılı aşkın deneyleri olan bir sol hareket vardır. Son 3 yıl içinde, 30’u aşkın şehit veren kadrolar vardır. “Emperyalizm, solun içine soktuğu CİA ve MİT ajanlarının provakasyonlarını; tertiplediği soygunlar, sabotajlar ve saldırılarla perçinlemeye çalışıyor.”
PROVAKASYON:

Ücretlerine zam isteyen Hacettepe Üniversitesi sağlık personeli işçileri, zam istekleri reddedilince, başhekimlik odasını işgal ederek direnişe geçtiler. Devrimci öğrenciler, direnişi en iyi biçimde destekledi. Yerli-yabancı saldırganlar, bu dayanışma karşısında, II. Haçlı Seferi ilân ettiler. Halkın (!) (Yobazların) tahrik ve saldınları arasında taaruza geçtiler. 6 saat süren kanlı savaştan sonra, Hacettepe Üniversitesini teslim aldılar. Kızları linç etmek istediler. Asistanlar yuhalandı.

Devrimciler bütün bu olayların karşısında ne yaptılar. Asistanlar zafer anıtına kadar yürüyerek, beyaz gömleklerini bırakarak olayı protesto ettiler. Öğrenciler forum düzenliyerek, kinlerini, trafık aksatarak gidermeye çalıştılar. Devrimci kuruluşlar, ajitasyon taşan bildiriler yayınladılar. Hepsi o kadar.
Hacettepe olayı, devrimci harekete yapılan ne ilk ne de son saldırıdır. Devrimci hareketi çıkmaz sokaklara doğru sürüklüyen provakasyonların tipik bir örneğidir.

HAZIRLANAN OYUN:
İşçi sınıfının elini ayağını gangaster sendikalarla bağladıktan sonra, öğrenci hareketlerinin gelişmesini de önlemek gerekti. Öğrencileri sokak ortalarında öldürerek, ölüm korkusu ile, silâhlandırdılar. Silâhlı öğrencilerin üzerine üzerine giderek anarşi yarattılar. Peşi peşine soygunlar, saldırılar ve sabotajlar tertiplediler. Arkasından “Tupamaro Türkiye’de” çığlıkları atarak, sol maceracılık kışkırtılmaya çalışılıyor. Oynanan oyun solu parçalıyarak halkı ezim ezim ezmektir.

TEK ÇÖZÜM, PEK ÇÖZÜM:
Bütün bu döndürülen dolapları, Proletarya partisinin zoru bozacaktır. Dünyanın tek Devrim Öncü Gücü: Proleterya partisi üzerinde balon uçurmayı gereksiz buluyoruz. İşçi sınıfımız, her gün, her saat sınıf savaşı veriyor. Devrimciler nerede? Kendiliğinden taşmış harekete öncü güç nerede? Soru, karşılığını da kendi içinde bağırıyor. “Yeter be!” uyarı ve çağrısını yine tekrarlıyoruz.

Yoruma kapalı.