Hikmet Kıvılcımlı – Finans-Kapital Tahakkümünün Birinci İkiyüzlülüğü

Sosyalist 29 Aralık 1970

EKONOMİ VE ZOR

İki üç bin kişilik Finans – Kapitalist zümresi, nasıl oluyor da, kendisinin binlerce katı kalabalık 35 milyonluk Türkiye nüfusunu böylesine şartsız kayıtsız tahakkümü altında tutabiliyor? Dişinden tırnağına dek örgütlü, silâhlı, plânlı, bilinçli oluşu bir yana: Başlıca 3 mekanizmanın gizlediği 3 aldatmaca ile:

1- Ekonomi temeline egemen oluşu sayesinde;
2- Kapitalist sınıfını temsil etme iddiasıyla;
3- Uluslararası Finans-Kapitale dayanışı sayesinde.

Finans-Kapitalin Türkiye ekonomisine nasıl en kodaman üretim alanlarını tekelinde tutarak tahakküm ettiğine ve edebildiğine bundan önce işaret ettik. Biraz tarih ve toplum bilgisini kendi omuzları üstündeki başı ile edinen her kişi: Toplum ekonomisine egemen olmanın, toplum tümünü neden güttüğünü çabuk kavrar. Bu kavrayışa varmak için Marksist olmaya bile pek gerek aranamaz.

Bunun aldatmaca neresinde? Şurasında: Toplumun alınyazısını en son duruşmada ekonomi temeli belirlendirir hakikatini Finans – Kapitalist denli domuzuna bilinçle bilen tek sosyal küme Finans – Kapitalistler zümresidir. Ama, o zümre bütün tahakkümünün bu hakikati kendisinden başka kimsenin öğrenmemesine borçlu olduğunu da iliklerine dek bellemiş ve denemiştir. Onun için, kendisi, her soluyuşunda madde ve ekonomi üzerine davranarak yaşadığı halde, millete  yaydığı düşünce tahrikât ve propagandasında her şeyin ruh ve kültür üzerine kurulduğunu yaymakta bir saniye bile boş geçirmez.

Finans-Kapital binlerce yıllık bütün egemen sınıfların deneyişiyle bu ikiyüzlülüğünü her ne pahasına olursa olsun yürütür. Halk: “Aleme verir talkını, kendi yutar salkımı” der bu ikiyüzlülüğe. İkiyüzlülük olduğunu bilir. Ama bin yılların alıştırdığı gelenek – görenekleri yüzünden, bile bile lâdese aldanır. Finans – Kapital bütün silâhları ile bu en iğrenç ve saçma ikiyüzlülüğünü öylesine maskelemeyi becerir ki, en “körükörüne, parmağım gözüne” olaylarda bile yığınları şaşılacak kolaylıkla aldatabilir.

Örnekleri sayılmakla bitirilemez. Kültür savunuculuğunun son perdesini “basın hürriyeti” dediği şeyde bulmakla öğünür. Gerçekte bütün basınlar ve yayınlar: Matbaalar, gazeteler, kitap yayınlayıcılığı, memlekette basılan kitap ve gazetelerin okunabilmesi için dağıtış ve satış bâyilikleri hep sermayenin elindedir. Basın – Yayının imiğinde Finans-Kapitalin pençesi sarılmış durur. Haddine ise Finans – Kapitali zerrece tedirgin edecek bir ses çıksın. Çıkaranın imiğini sıkmak işten bile değildir.

Hani o, Mustafa Kemal’in ünlü sözü vardır: “Hürriyet’i Matbuât’ın mahzurlarını en iyi giderecek şey, gene hürriyet’i matbuâttır” der. (Basın hürriyetinin sakıncalarını en iyi basın hürriyeti giderir, demektir). Rahmetlinin bu söze bütün ömrünce kaç saniye inandığı bilinemez. Ama aynı sözün bir gün bile uygulanamadığını anlamak için, çıkmış çıkacak “Matbuat (Basın)  Kanunları”na şöyle üstünkörü göz atmak yeter. Şu satırların Türkçede çıkması bile, o “Basın özgürlüğü” yalanını doğru gibi göstermek için, bir sınıra dek göz yumulmadan başka nedene dayanamaz.

Bir kafatasçı demagoji, eline geçirdiğini sandığı gizli Finans-Kapital örgütleri içinde en zararsızının üyelerini liste olarak yayınlama şantajına başvurmuştu.“Basın Özgürlüğü” bu kadar olurdu, doğrusu. Kirli çamaşırlar epey merak uyandırmıştı. Finans – Kapital bu aşırı ihtiyatsızlığın “Hürriyet’i Matbuât”ına karşı hangi silâhı kullandı? “Gene Hürriyet’i Matbuât” panzehirini mi? Karşı Özgür Yayın’la, sergilenen Finans-Kapital maskaralıklarını çürüttü, yahut yalanladı mı?

Aslâ. Öyle “ruh” ve “kültür” silâhları yalnız cahil halk ve enayiler için harcanır. Finans-Kapital, gazetenin sahibi görünenlere önce iki satırlık bir ihtarcık çekti: Yapılanla pişman olunmaması dileğinde bulundu. Bu ihtar yeterli kalmayınca ne oldu? O yaman “ifşaatçı” gazetenin ansızın “ifşaat” sütunları kısıldı. Ardından Gazete, o ifşaatı yapanları tefe koyup rezil eden bambaşka bir “Ceriyde’i feriyde” oluverdi: Finans candamarı sıkılınca, ifşaatçıların solukları kesiliverdi.

Hem hiç sessiz sedasız. “Tereyâğdan kıl çekmek”, bu Finans-Kapital işlemi yanında bayağı güç ve gürültülü sayılabilirdi. Bir var imiş, bir yok imiş. Kimsecikler farkına varmaksızın, halkın ruhu bile duymadan, “suçlular” kapıdışarı edilip, gazete, Finans-Kapitalin kafatasçılığa yan bakan başka bir demagojisinin kürsüsü kesilivermişti. Bu hârika kalıp ve ruh değiştirme: Ne “ruh”, ne “kültür” yolu ile değil, en acımaksız madde olan ekonomi yolundan para silâhı ile başarılmıştır. “Basın Özgürlüğü”nün kılına dokunulmuş görünmeksizin, Finans-Kapitalin son silâhı olan: “Kafatasçılık özgürlüğü”, efendisini tanımaz kesilince, ansızın bodrumda boğulmuştu.

O basit olayın bin bir çeşitleri, velveleli velvelesiz, her gün toplumun her alanında akıp geçer. Hele Demokrasi yosmasının ırz’ı nâmusu hangi yollardan korunmaz ki. Sendika Özgürlüğü olur mu? Olur. “Grev Hakkı” var mı? Ne demek, tabiî var. Sendika, Grev, toplu Sözleşme Kanunları harıl harıl çıkarılır. Ancak o “Hak”lar, o “Hürriyet”ler: Finans-Kapitalin “ruh” ve “kültür” anlayışı sınırında kalmalıdır.

İşçiler, köylüler, insan mantığı ile o hak ve hürriyetlere kazara sahip çıkmaya kalkıştılar mıydı, o davranışa “Demokrasi” ruhu ve kültürü değil: Finans-Kapitalin maddesi en öldürücü biçimi ile saldırır: Polis kurşunu, Jandarma süngüsü, Asker tankı… onlar da yetmedi mi, gelsin Sıkı Yönetim! Bir anda Anayasa da, Babayasa da, bütün kanunlar, usuller, nizamlar da bir tek generalin o andaki anlayışına ve eğilimine kalmıştır. Toz kondurulmayan “Büyük Meclis”ler: Baka kalırlar. Finans-Kapital, bütün “Hür Basın”ın ciğerleriyle hep bir ağızdan “Oh! Devlet varmış!” temposunu tutar.

Sıkıysa ekonomi candamarları üzerine oturmuş bulunan Finans-Kapitalin: Ruhcu, kültürcü, fikirci. felsefeci, dinci, imamcı ikiyüzlülüğüne millet inanmasın.Günahı öbür dünyadaki “Ceza günü”ne bırakılmaz. Finans-Kapitalin telli kaza kurşunu ile alnından vuruluverir. Ölümüne susamamış bulunan herkes, Finans-Kapitalin: Ekonomi temelindeki madde sömürüsünü görmemezlikten gelecek, onun sapına kadar ruha, kültüre inanmış Allahçı ve dinci gösterişlerine inanacaktır.

Yoruma kapalı.