Hikmet Kıvılcımlı – Egemen Güçler Yeni Oyunlar Peşinde: “REFORM” ATI!..

Sosyalist 30 Mart 1971

Nihat Erim kabinesi nihayet ilân edildi. Ve bir hafta içinde programını açıklayacak. Burjuva basınının ortalığı toza dumana katan sansasyonlanndan, birtakım sözümona “devrimci” yazarların ileri – geri spekülâsyonlarından kurtularak meseleye serinkanlı olarak baktığımızda şunları görüyoruz.

12 MART MUHTIRASINI KİMLER VERDİRDİ?

12 Mart’da kuvvet komutanlarının muhtıra girişiminde başlıca rolü radikâl subaylar oynamışlardı. Hatırlarsak, muhtıra, mevcut bunalımdan A.P. iktidarını ve parlâmentoyu suçlu buluyor ve reformların yapılması gereğini ağırlıkla işliyordu.

Finans – Kapital ile Tefeci – Bezirgân – hacıağa ittifakının politik iktidar kadrosu olan AP ile egemen sınıfların yedek kadroları durumundaki diğer burjuva partilerinin el birliğiyle teşkil ettikleri tutucu parlamento koalisyonu bertaraf ediliyordu.

FİNANS-KAPİTALİN OYUNLARI

Radikal ve reformist unsurların tabandan gelen baskısıyla gerçekleşen 12 Mart girişimi, şüphesiz ki Finans-Kapitali telâşa düşürüverdi. Ve muhtıradan sonra Ankara’da yoğun bir mücadele geçmeye başladı.

İlk olarak, Cumhurbaşkanını ziyarete giden “Komuta Konseyine”, Jandarma Komutanı da dahil edildi. Oysa muhtıraya imza verenler arasında Jandarma Komutanı bulunmuyordu.

Daha sonra Cevdet Sunay bir mesaj yayınladı. Bu mesaj ile muhtıra arasında derin ayrılıklar vardı. Birincisi, muhtıra doğrudan doğruya AP’yi ve parlamentoyu hedef aldığı halde, mesaj “aşırı uçları” hedef almaktaydı. Aşırı uçlar deyimi egemen sınıfların son yıllarda yarattığı bir terim olup, gerçekte sosyalizm düşmanlığının lisan-ı münasiple ifadesinden başka birşey değildir.

Gene aynı mesajda ülkede hiç bir görüş ayrılığına müsamaha gösterilmeyeceği şeklinde sert tehditler yer alıyordu.

Finans – Kapital ilk günden itibaren bir oylama ve vakit kazanma taktiğine girmişti. Nitekim, Cumhurbaşkanı bir haftalık bir program ilân ederek daha ileri girişimleri geciktirme, önleme yoluna gitmişti.

Cumhurbaşkanı birtakım politikacılarla görüşürken, perde arkasında Finans – Kapital ajanları ile yurtsever subaylar arasında kıyasıya bir mücadele sürüyordu.

Sunay’ın mesajından sonra burjuva çevreleri ve partileri rahat bir nefes aldılar. Demek ki Finans – Kapital “vaziyete hâkim oluyordu”. Sonra burjuva borazanları yavaş yavaş seslerini yükseltmeğe başladılar.

KARŞI – HAREKET

Bütün bu olaylar sırasında bir gece ansızın karşı-hareket düzenlendi. Çeşitli kilit noktalarında bulunan – ve aralarında generallerin de yer aldığı – 300’e yakın subay bir gece içinde enterne edildi. Bunlardan bir kısmı emekliye sevkedildi, büyük çoğunluğu ise çeşitli birliklere tâyin edildiler.

Böylelikle Finans-Kapital duruma – şimdilik – hâkim oluyor. Hürriyet gazetesinde MİT tarafından kaleme alınan bir yazı yayınlatarak tasfiye edilen subayların bir komünist darbeye hazırlandıklarını söyleyip çeşitli şartlanmalar içindeki kitleler gözünde onları yıpratmaya çalışıyordu.

VE NİHAT ERİM…

Nihayet Başbakan adayı olarak Nihat Erim’e görev verildi. Ankara’daki söylentilere göre Nihat Erim’le ilk teması Metin Toker kurmuştur. Toker’in kime hizmet ettiğini sosyalist kadrolarımız çok iyi bildiğinden, bu konuda fazlaca bir şey söylemeye gerek görmüyoruz.

HANGİ REFORM KABİNESİ?

Kabinede, eskiden İsmet Paşa tarafindan Plânlama Teşkilâtından uzaklaştırılan ve o zamanlar reformist – hatta radikal – olarak bilinen bazı elemanlar var. Gene kabinede bir zamanlar “millî petrol” dâvâsını savunan bir bakan var.

Bunlar fazla önem taşımaz. Her şeyden önce, işçi sınıfı devrimcileri küçük burjuva ilericilerinin genellikle tutarsız bir çizgide bir sağa bir sola yalpaladığını bilirler. Bu nedenle, bir zamanlar radikâl olan sözkonusu unsurlar, zamanla sağa açılmış olabilirler. Eskiden yurtsever ve ilerici olarak bilinen bu bakanların bugünkü çizgilerini önümüzdeki dönemde kendi tutumları belli edecektir.

Kabinedeki bir kaç “ilerici” bakan dışında kalan isimler, genellikle tutucu kimselerdir, burjuvazinin temsilcileridir.

Dolayısiyle bu kabineyi gerçek bir reform kabinesi olarak göremeyiz.

SÖZDE REFORMLAR

Yetkililer toprak reformunun, eğitim ve vergi reformlarının yapılacağını söylemektedirler.
Toprak ağalarıyla ittifakını sürdüren Finans – Kapitalin ciddî bir toprak refomıu yapacağını düşünmek iyimserlik olur.

Girişilecek vergi reformu ise Finans – Kapitalistlerin çıkarlarına dokunmayacak düzeyde kalacaktır. Ya da vergi düzenlemesi, kâğıt üzerinde mâli sermayeye zarar verir gibi görünse bile, pratikte rüşvet – tehdit yoluyla işlemez olacaktır.

Köklü alt yapı dönüşümleri yapılmadan girişilecek üst yapı reformlannın ise, asla kök salmayacağını biliyoruz.
Bu nedenle reformlardan fazla birşeyler ummamak gerekir.

Ekonomik bakımdan atılacak adımlar, tekelleşmenin artması, oligarşinin güçlenip, çekişmesi doğrultusunda olacaktır.

DEMOKRATİK MÜCADELEDE GERİLEMEYECEĞİZ

Reform yapıyorum teraneleri ile radikâl küçük burjuvaziyi bir süre için nötralize etmeyi amaçlayan egemen sınıflar, bu arada sınıf mücadelesine ve devrimci hareketimize karşı tedbirler alacaklardır. Anarşiyi önlüyoruz, huzuru getiriyoruz diyerek sosyalist mücadeleye karşı adım adım ve yeni yeni baskı usülleri uygulayacaklardır. İşçı sınıfinın artı-değerine istedikleri oranda el koymak için zamanla proletaryanın ekonomik – demokratik haklarını kısıtlayıcı tedbirlere başvuracaklardır.

GÖREVLERİMİZ

Egemen sınıfların yönetmekten âciz kaldıkları böyle bunalım dönemlerinde, işçi sınıfı öncülüğündeki örgütlü emekçi sınıflar -eğer devrimin med dönemi gelmemişse- egemen sınıflardan hiç olmazsa tavizler koparabilirler. Ne var ki, hâlihazırda emekçi sınıflar yeterince örgütlü ve bilinçli olmadıkları için, önemli ekonomik ve demokratik tâvizler koparma olanağımız yetersizdir. Zaten böyle taviz koparılarak ciddî sonuçlar elde edilemez. Devrimcilık ya heptir, ya hiçtir.

Şu hâlde her şeyden önce sahip olduğumuz demokratik hakları korumak, daha ileri demokratik haklar elde etmek için çalışmak öncelikli görevlerimiz arasındadır.

Bunun yanısıra, asgarî proğramımız olan bankacılık, dış ticaret ve sigortacılığın, diğer büyük şirketlerin millîleştirilmesi taleplerimızi öne süreceğiz. Burjuva iktidarının bunu yapamayacağını bildiğimiz hâlde taleplerimizde ısrar edeceğiz. Girişilecek reformların göstermelik olduğunu bilimsel olarak sergileyerek birtakım uyutmacaları önleyeceğiz. Bu bizler için bir propaganda ajitasyon ve örgütlenme yönelişidir. Reform kavramının emekçi kitlelerce benimsenmeye başlayacağı bu dönemde, kendi programımızı ısrarla ve etraflıca anlatacağız. Yapacakları toprak reformunun niçin geçerli olmayacağını, köylünün dertlerini çözmeyeceğini anlatacağız. Diğer reformların göstermelik nitelığini tüm halk kitlelerine sergileyeceğiz.

İŞÇİ SINIFI PARTİSİ

Ve tüm çalışmalarımızı, eylemlerimizi işçi sınıfının bağımsız merkezî partisini, yeni birikimler ve imkânlarla reorganize etmek noktasında yoğunlaştıracağız.

Başarılı mücadele ancak ve ancak PROLETARYA PARTİSİ önderliğinde verilebilir.

Birinci derecede hayatî görevimiz: İşçi sınıfı içinde kök salmış olan ve devrimci mücadelenin önderliğini ele alacak nitelikteki öncü müfrezeyi yaratmaktır.

Örgütlü olabildiğimiz oranda egemen sınıfların baskı ve tahakkümünü önleyebileceğiz. Örgütlü olabildiğimiz ölçüde sosyalist hareketi daha ileri düzeylere ve başarılara ulaştıracağız. Örgütlülüğün birinci şartı ise İşçi sınıfının öncü müfrezesini yaratmaktır.

Şu hâlde, var gücümüzle işçi sınıfı ve diğer emekçi kitlelerin örgütlenmesi için seferber olalım.

Yoruma kapalı.