Hikmet Kıvılcımlı – Başsız Develiğe Son

Sosyalist 12 Ocak 1971

DAĞINIKLIK FELSEFESİ

İşlenebilecek öyle somut bir ortamda, TİP’ten kuzu kuzu uzaklaşan ültimatomcular hangi gerekçeye dayandılar? Genel olarak: “TİP içindeki gerçek sosyalistlerin hemen hemen tümünü” “dâvalarına kazanmış” oldukları kanısındalar. Bu kanılarının belgelerini ve istatistiklerini bilmiyoruz. Bildiğimiz bir şey var: Gerçek sosyalist, her şeyden ve herkesten önce parti insanıdır. Siyasi Parti dışındaki “sosyalizm” iddiaları, insanın yapmadığı işle övünmesi, girmediği savaşın madalyasını takınması olur.

TİP Kongresinden ayrılınır ayrılınmaz ne yapılıyor? Hazır tutulmuş bir SALON’da toplanılıyor. Bu “toplantı” nereden nasıl estiği hiç kimsece bilinmeyen“muhalif rüzgârlar”la çalkanıyor. Toplantı için, yapılan hazırlıklarda bir gündem, bir biçim önerilmiştir. Ondan geçtik. Bir gün önce sözleşilen buluşma yerine bile kimsecikler gelmiyor. Delegelerin (protestocu delegelerin) en az yarısı buluşma yerine gelip kimsecikleri bulamamakla şaşırıyor ve yüzgeri dönüyorlar.

İşin yöneticisi durumunda olanlara bu sözde durmayışın nedeni soruluyor. Akşamdan buluşmamaya karar verildıği öğreniliyor. Kim o kararı vermiş? Belli değil. Haftalardan beri kararlaştırılmış bir tutum, son gece yarısı nerede ve niçin, ilgililere haber verilmeden değiştiriliyor? Bir kaza, bir yangın, bir baskın vb.“esbâb’ı mucibe” mi çıkmış? Hiç birisi yok. Kimilerin son saatte akıllarına esmiş. Doğru salonda buluşmayı uygun bulmuşlar. Bâri gelenlere değişikliği söyleyecek birisi buluşma yerinde bırakılsa? O dahi yok.

GÜNDEMSİZ: İLKE VE PLATFORM

Daha bu toplantı öncesi olan keyfilik ve kargaşalık, sonra olacaklara damgasını vuruyor. Toplantının iki amacı varmış:

1- Toplanacaklar arasında “ilke birliği” sağlamak;
2- “Siyasi plâtform tasarısı hazırlamak”..

“İlke birliği” yoksa, önce “İlke”nin ne olduğunu, ya olabileceğini, bir veya birkaç açıklayan bulunur. Toplantıyı sürükleyenler, ilkin düşündükleri gündemi yok etmekle işe başlıyorlar. Toplantı için “ilke birliği” şöyle dursun, “gündem birliği” bile kalmıyor.

Başsız, ortasız (gündemsiz) güç açılabilen Toplantı’da: TİP örgütünün delegeleri iyi kötü bir disiplin ve iş yapma eğilimini taşıyorlar. Hemen yapılacak şeyleri bekliyorlar. Yabancı basında yayınlandığına göre: “Mihri Belli ve eski arkadaşları ile Anadolu’dan gelen delegelerin çoğu”, “hemen bir kuruluşa” gidilmesini öneriyorlar. Toplantı “İlke”den çok “kişi” tartışmalarına dökülüyor. Ve gürültülüce: “Eski tüfeklerin” ağırlığı reddediliyor.
Tartışmaların ayrıntılarına girmek uzun olacak.

Başlıca iki sonuç önem kazanıyor:
1- TİP kurultayı neden bırakıldı?
2- Bırakanlar, şimdi ne yapacaklar?

TİP Kurultayının neden bırakıldığı altı maddede toplanabiliyor. Yazılı metinleri ile alınınca bu altı madde, ikişer ikişer üç gruba indirilebilir.

ÜYE İHRAÇLARI

A. – ÜYE İHRAÇLARI üzerine şunlar yazılıyor:
1- “Kongre kararına aykırı olarak ihraçlar iptal edilmedi”;
2- “Yeni yeni ihraçlara gidildi”

Bu iki gözlem de doğru ve haklı. TİP’in olağanüstü geçen kongresi, o zamana dek partiden atılanları yeniden partiye alma kararı vermişti. Kongre kararı bir parti kanunudur. Merkezciler onu çiğnediler.
Bir partinin uygun görmediği üyesini atma hakkı vardır. Ancak kongre kararını çiğneyerek, alınması gerekenleri almamaya yetkisi yoktur. Küçük bir formalite önerisi: Atılanlar müracaat etsinler biçimindeydi. Merkezciler bu formalite oyunundan yararlandılar. Müracaat edenleri almadılar.

Kongre kararının özünü ve ruhunu çiğneyenlerin, ondan sonraki “yeni ihraç”la ne yapacakları belli oldu. Merkezciler, kendi hoşlarına gitmeyenleri atmışlar ve atacaklardı. Bu kanunsuzluğu yapmaları değil, yapabildikleri önemlidir. Nasıl yapabildiler? Karşılarında onları suçüstü yakalayacak kimse göremedikleri için yapabildiler.

Bu durumda: “gerçekten sosyalistleri” TİP içinde etken yapmak gerekmez mi? Gerekir. Bu etkenlik nasıl olur? Birincisi: gerçek sosyalistlerin gerçekten örgütçül çalışmayı, “Almanca konuşmayı” becermeleriyle olur:.. İkincisi: TİP’ten gerçek sosyalistleri kaçırtmak değil (çünkü bunu isteyen “polis ve oportunist”sayılan Merkezcilerdir): TİP’in içinde gerçek sosyalistleri çoğaltmakla olur.

ORGAN İHRAÇLARI:

B. – ORGAN İHRAÇLARI üzerine şunlar yazılıyor:
3- “Devrimci yönetimler (Merkezce) feshedildi”;
4- “Kukla müteşebbis heyetlerle tabelâ teşkilatı kuruldu”..

Bu iki gözlem de doğru ve haklıdır. Bir İşçi Partisi, eğer aldığı ada olsun saygılı ise: İşçi sınıfının tüm eğilimlerine saygı gösterir. Merkezciler: Kendi sendikalizm ve parlemantarizm eğilimlerini savunmakla, yalnız İşçi ve aydın küçük burjuva zümrelerinin eğilimini abartmakla kalmamışlar; bütünü ile İşçi sınıfının devrimci düşünce ve davranışlarını mahkum etmişlerdir. Kukla ve tabelâ örgüt yoluna başvurmaları da o bakımdan bir sapıklıktır.

Tekrar edelim, bütün bezirgân partiler: Kukla heyetli tabelâ teşkilâtlarıdır. İşçi partisi onlara benzeyemez Ama, hiç değilse meclis ve seçim savaşlarına girebilmek için, burjuvazinin çıkardığı formalite engellerini atlayacak stratejilere, savaş hilelerine başvurabilir… Nitekim TİP’in ilk seçimlere girebilmesi için 15 ilde tabelâ sağlaması normal olmuştu. Merkezcilerinki, böyle burjuva hilelerini boşa çıkarmak değil, kendi içinde daha canlı olmak isteyen proletarya eğilimlerine karşı bir tertiptir. Bunu da onların yapmaları değil, yapabilmeleri önemlidir.
Bunu nasıl yapabildiler? “Devrimci yönetimler” TİP içinde etken olamadıkları için yapabildiler. Etken olmanın birinci şartı: TİP Tüzüğünün ve işleyişinin bütün girdi çıktısını sabırlıca kavramakla, kullanmayı öğrenmekle, bir yol daha örgütçü çalışmayı ve “Almanca konuşmayı” becermekle yerine gelir. İkinci şart: TİP içindeki devrimci yönetimleri kaçırtmamak (çünkü bu Merkezcilerin amacıdır), daha da çoğaltmakla yerine gelir.

OPORTUNİZM VE POLİS

C. – OPORTÜNİZM + POLİS DAVRANIŞI üzerine şunlar yazılıyor:
5- “Polis ve oportünist ortaklığı ile kapalı kongre düzenlendi”;
6- “Hayali üyeler kaydedildi”..

Bu iki gözlem de doğru ve haklı olabilir. Dünyanın her yerinde, en ele avuca sığmaz işçi partilerine bile burjuvazi kendi ajanlarını sokar. Bu ajanların en ustaca yetiştirilmiş bulunanları: “Zor” kullanmaktan çok, kaypak eğilimleri yelleyip üste çıkararak çeşit çeşit oportünizmleri kışkırtmaktadır.

Bu bize neyi gösteriyor? Burjuvazi bile, işçi partisini sapıttırmak için onun içine giriyor. Dışarıdan yapılmış kışkırtmaların yetmediğini anlıyor. İşçi Partisini doğru yolda yürütmek için, onun dışına kendi kendisini atmak, ne demektir? “Polis ve oportünist” dediklerimize meydanı boş bırakmaktır.

“ÖRGÜT = SÜREÇ” TEORİSİ

Denecek ki “TİP’in düzelmesinden umudu kestik. Polis ve oportünistler nasıl olsa biz devrimcileri kapı dışarı edecekler. İyisi mi biz TİP kuruntusu ve leşi ile zaman ve enerji yitireceğïmize, yeni baştan bir proletarya partisi kurarız. Ve ilh…” Söylenen de aşağı yukarı bu.

Rakamların başka türlü konuştuğuna değdik. Silme “polis ve oportünist”te olsalar, Merkezcilerin toplayabildikleri delege sayısı Kongrede 128’dir. Devrimciler biraz taktik ve strateji kullansalar, en azından;136 Delegenin oyu ile TİP’in yönetimini elde edebilirlerdi. Onu yapmamakla: “kompromi yok!”çığlığını atan anarşist palavrasına kapıldılar ve “polis ve oportünist” saydıklarının ekmeğine göz göre göre yağ sürdüler.

Burasını geçelim: TİP Kongresine, “Polis ve oportünist”lerin dört gözle bekledikleri, belki hazırladıkları “ültimatom”u veren “devrimciler” ne yaptılar? İşaret edilen salon toplantısını yaptılar. Maksat neydi? Yeni bir derlenişle proletarya partisini kurmaktı. Orada hangi “İlke birliği”ne vardılar? Aynen şu kanı yazılıyor:

“Proletarya mücadelesini sonuna kadar sürdürüp zafere götürecek kadrolar henüz mevcut değil.”

Değilse, ne diye TİP içindeki “devrimci yönetimler” adını verdiğiniz Kadroları “polis ve oportünist” dedıklerinizin “fesh” edişlerine yardımcı olurca davrandınız? Bırakın çocukları, hiç değilse kendi bildikleri gibi ve yapabildikleri ölçüde TİP içinde savaşı sürdürüp, gelecek “kadrolar”a öncü olsunlar.

Ancak, o: “Proletarya mücadelesini sonuna kadar sürdürüp. zafere götürecek” gibi meyhane sarhoşlarının şâtrane edebiyatı kimin karnını doyurur? Hangi dağınıklığı giderir?

Kendinizi aldatmayın. Bu ”kadro” kanısı: 50 yıl önceki kuyrukçuluğun, 40 yıl önceki “kadrocu” şarlatanlığın bozgun “teorisi”dir. Ne yazık ki bu “sözde teori”, 40 yıl sonra Yeni “aydınlık”ların “peche originale”i (anasının rahminde damgaladığı günâhı)dır. Ortada “parti örgütü” bulunmadan, bir “kadro”yetişebileceği kaçamağını teorileştirmek isteyen en yozlaştırıcı küçük burjuva “mükemmellik”ciliğidir.

“Mükemmel” (olgunluğu son kertede) hiç bir şey yoktur. Sonsuz gelişim yahut sona ermiş, ölmüş bir prose vardır. Aydınlıklarda aylar yıllardır, “parlak”sözcükler “Marksist ve ilh.” düşünceler altında savunulan “örgüt süreç” çokbilmişliği; bir likidatörlük, bir Menşevik, (bir polis demiyelim ama) bir “oportünist”formülüdür.

KARARSIZLIĞA KARAR

TİP’i aylar yıllardır mutlak “zapt” edeceklerini, hakettiklerini yayınların, şimdi ansızın öbür uca sallanıp yaptıkları toplantı; az kalsın hiç bir karar almaksızın dağılacaktı. Öylece, TİP’ten yeni bir kuruluşa geçmeyi bekliyen delegeler, bir “siyası plâtform tasarısı” umudundan da yoksun bırakılarak dağıtılacaklardı. TİP’in“kapalı kongre”sinden tedirgin olanların bir “kapalı kompromi”si ile varılan karar ne oldu? Okuyalım:

“Hazırlık çalışmalarında ülkenin çeşitli bölgelerindeki proleter devrimci çevreler arasında irtibat sağlamak amacı ile, proleter devrimci hareketin ideolojik organı Aydınlık Dergisi yazı kurulu” görevlendirilmiştir.

Hangi “Aydınlık”? Besbelli: Al-Aydınlık, Yeni-Aydınlıkların Al‘ı da, Ak‘ı da “proleter devrimci hareket ideojisi”nin bugün en kritik moment, püf noktası olan proletarya partisi konusunda nasıl fatalist (kaderci) bir sallantı içinde bocaladığını bilmeyen kalmadı. Onların Marksizm makyajlı radikal küçük burjuva yakıştırmaları yeterince zihinleri karıştırdı.

“Toplantı”, o karışıklığın etkisi altında, kalıyor. Hâlâ “siyasi proletarya partisi” dememek için; “siyası plâtform” diyor, “proleter devrimci hareket”diyor. Parti önü, sonu, tüzüğü, programı olan somut, açık bir varlıktır. Plâtform yahut hareket: Küçükburjuva ikirciliğıni maskeliyen, sözde “zavahiri kurtarıcı”, üstü kapalı, soyut, lâstikli amorfizmdir (biçimsizliktir).

“İdeoloji”: içinde doğduğu ülkenin tarihcil, ekonomik sınıflar yapısını, parti hareketinin pratiği içinde geliştirmektir. Türkiye’de bir ideolojiden söz edebilmek için en az 50 yıllık ortamımızın parti pratığine başvurmak gerekir. Eski Aydınlık öyle idi. Yeni-Aydınlık’ların ne öyle bir yetenekleri, ne öyle birniyetleri görülmedi. Ezber iki buçuk formül papağanlıklarından, yahut bülbüllüklerinden öte hangi “İdeoloji”den söz ediliyor?

Onun için, yapılmış son: “Anarşi Yok! Büyük Derleniş!” önerisi iki pratik noktada toplandı:

1- Özler: “Vatan Partisi’ni olağanüstü eşşekçe küçümseyişler ve susuş konspirasyonuna uğratışlar, sürü sürü katırlıklara ve yozluklara kapı açtı.” “Vatan Partisi literatürünü salık veriyoruz:”
2- Biçimler : “Aydınlık Merkez İrtibat Komitesi” fazla yuvarcık kokuyor.
“Merkezi Devrimci Derleniş Komitesi” kurulmalıdır… Bütün gruplar hemen “Devrimci Derleniş Komiteleri” kurabilmelidır… Halk Uyanış Güçleri yahut Milli Kurtuluş Kuvvetleri örgütlenmelidir.”

İş yapmak isteniyorsa, yol bu. Ve iş: saniye geciktirilmesine gelemez.

Yoruma kapalı.