Hikmet Kıvılcımlı – Adam Kandırmak İstemiyoruz

Sosyalist 15 Aralık 1970

Bu konuda daha pek çok konuşacağız.

Tartışma için Tartışma Olmaz:

Sosyalistler arası yığınla tartışma problemleri var. Bu tartışmalarda falan veya fılân kişiyi, yahut feşmekân kalabalığı, her ne pahasına olursa olsun “kandırıp”kendi yanımıza çekmek sosyalistin harcı değildir.
Elbet birbirimizin karşılıklı tezleri varsa, onları açık, duru ve kesin biçimleri ile ortaya koyacağız. Bütün o eleştiri, özeleştiri, tartışma çabalarımız hiç bir zaman eleştiri için eleştiri, tartışma için tartışma olmayacaktır.
Düşünce: Davranışı tökezletmemek için yolu aydınlatmak demektir. Eğer herhangi bir düşünce, yolu aydınlatacak yerde gözümüze sıkılan bir projektör gibi bize atacağımız her adımı şaşırtıyorsa, o düşünce istediği denli “parlak” olsun, iş yapmak isteyenleri kandıramaz, ayartamaz, tökezletemez, sapıttıramaz.

Burjuva Aydını Bireyci Karyerist Olur:

Hiç unutmayalım. Sosyalizmimiz: (antika + modem) Toplum soysuzlaşmalarının yıkıntıları ortasında, büyük çalışkan yığınlarımızdan kopuk bir aydınlar hamamında ses yarışına çevrilmek isteniyor. Soyut kavramlarla maç tâlimi olmaktan kurtulamıyor.

Aydın kimdir? Hepimiz oradan, aydın saflardan geldik. Ama ardımızdaki köprüleri atarak. Yoksa, sayımız sürümüze bereket istediğince kabarık olsun, kalitece Aydın: Burjuva toplumu egemen kaldıkça, iliklerine dek BİREYCİ burjuva aydınıdır. Burjuvazinin Aydına yüzlerce yıldan beri “düşünce”, “doğru”, “ülkü”diye bütün yutturdukları: Eğer “düşünce” ise, “Derebeyi veya burjuva düşüncesi”dir. Doğru ise: Egemen sınıflar için doğru‘dur. Ülkü ise: İşveren sınıfının ülküsüdür.

Yüzlerce yıllık tarihin, onlarca yıllık ömürün aydın kafalara doldurup taşırttığı moloz ve karyerist (külâh kapıcı) düşünceler ve saloz davranışlar, burjuva aydınlarının bir vuruşta beyinleri içinden çıkarıp atabilecekleri yük değildir.

Arınma Ateşinde Temizlenmeli:

Bunun için her aydının çok sıkı bir örgüt okulunun (Frenk’lerin “purgataire” dedikleri) arınma ateşinden geçmesi gerekir.

Ömür boyu arınma ateşinden geçe geçe alçak gönüllü, gerçekçi ve yiğit uzun çıraklık cihadını (kutsal savaşını) göze almayanlar, yalnız kendilerini aldatmış olabilirler. Kimseyi kandıramazlar. Daha doğrusu, yalnız kendileri gibileri kandırıp, hep birden batağın içine gömülmekten başka uzun vâdeli sonuç alamazlar.

Aydın kişi için arınma ateşi: Çetin sabır, bilimcil sistem ve gözü kara kahramanlık isteyen iki alanda yatar:

1- Yığının içinde ve yığınla birlikte savaşmak.
2- Örgütün içinde ve örgütlü olarak savaşmak.

İşçi Sınıfı ve Proletarya Partisi:

Yığın deyince, BAŞTA: Modern işçi sınıfı gelir… Burada ikirciliği olan Aydın, hiç “Sosyalizme” zahmet etmesin. Eğer, kurulu bir Burjuva ajanı değilse, açıklar livası bir avantüryedir.

Örgüt deyince, gene BAŞTA: Bilimsel sosyalizmce yüzyıldan beri işlene gelen, siyasi iktidar savaşı yapacak proletarya partisi gelir. Bunda en ufak ikirciliği bulunan aydın, hiç “sosyalizm” şerefine kadeh kaldırmasın. O eğer doldurulmuş bir işveren plâğı değilse, temiz sesi parazitleştiren acayip kertenkele çalgısıdır.
Sosyalizme Çırak Olamayan “Ustâd” lar:

En basit saç sakal traşı bile, yıllarca emek vermiş tutkun berber çıraklığından geçmeyi gerektirir de, devrimcilik çıraklığı gerektirmez mi? Aydın, anasının (burjuva toplumunun) karnından sosyalizme çıkar çıkmaz nasıl devrim ustası olur, kesilir? En ufak işçi sınıfı ve proletarya partisi çıraklığına “tenezzül”etmeksizin, sahneye fırlar fırlamaz sosyalizm üstâdı geçinmek ne anlama gelir? Bugün Türkiye’nin en büyük aydın kolerası, bu su yüzü görmemiş balık adamlık illetidir… Yalnız bugün mü? Nicedir öyle.

Sosyalizm Üstâdları ve CİA Plânı:

27 Mayıs’tan beri, egemen politika sosyalizme resmen icâzet verdi. Babası hayırına mı?

Hayır. Öyle, her köşe başında: İşçi sınıfına allâmelik taslıyan, proletarya partisine şebeğin gerisi gibi surat kıvıran sürü sürü ısmarlama veya hazır“sosyalistler” yahut “devrimciler” türetip, onları birbirine düşürtmek, sonra karşılarına geçerek, tırnağına tüküre tüküre, onlarla alay etmek için bunu yaptı. İkinci empeıyalist evren savaşından sonra CİA, Türkiye’ye bu plânla çokpartililiği soktu. 27 Mayıs’tan sonra Finans-Kapital o plânla ne kadar sosyalizm akımı varsa, hepsini, aydınların başlarına boşalttı. Maksat, her köşe başında bir sosyalizm derebeğiliği kurmak, dağınıklığı ebedileştirmekti.

Sosyalizm Tercümanlığına ve Bezirgânlığına Hacet Var mı?

Şimdi, sekiz on sosyalist kitabı, yarım yamalak Türkçe’ye çeviren, o çevirilerden aşırma beş on köktenci formülü dergi, gazete sayfalarına döktüren aydın: Sosyalizme “Maşrık’ı Azâm” benim, diyebiliyor… Bu aydın okur – yazarlar, İşçi-Köylü içine girseler, boylarının ölçüsünü alacaklarını bilmezler mi? Bilemezler. Neden? Çünkü aydındırlar. Aydının dünyası kalemin üstünde döner. Hayatı kitap sayfalarında geçer, kitap bir fetiştir. Kitabı çıkaran bir tabu.

Kitap bize işçi sınıfının özgüç ve proletarya partisinin öncü olduğunda aydınlık inanç ve hareket getirmiyorsa, onu yazanın da, çevirenin de, basanın da canı cehenneme. Çünkü basan, sosyalizmi akçeye çevirip yağlı kâr sağlayan kurnaz bezirgân durumuna düşebilir. Çeviren o bezirgâna çanak tutacağına, Hilton Oteli’nde garsonluğa gitsin. Sosyalizm tercümanlığı ve bezirgânlığı başka şeydir, Sosyalizm dövüşcülğü başka şeydir.

Sosyalizm: Sınıflar Savaşının Düzeni ve Örgütüdür:

Sosyalizm, bir kitap ve lâf ebeliği değildir: Bir kahırlı savaştır. Her savaş: En azından ordu ile olur. Ordu denildi mi, onun ne bilimi, ne komutası: Dün köyünden gelmiş, yahut bugün kitaptan fırlamış toylara çalım satma alanı değildir… Acı, gözyaşı, kan, çamur içinde adsız ve uzun çıraklığı göze alamayanlara bütün burjuva dans salonları; spor ve toto alanları, diskotekler, kafetaryalar mübarek olsun. Öylelerinin kuru kalabalığı ne işçi sınıfına, rıe proletarya partisine hayır getirmez.

Olayın Mihenk Taşında Sosyalizm Değerlenir:

Türkiye’nin genç aydın kuşağını bir yol daha uyarırız. Eski aydın kuşakların içine düşüp boğuldukları o sâde suya üstâdlık gerizinden sakınsınlar. Sakınmanın tek yolu; söylenen her sosyalistçe, hatta “marksistçe” sözü: OLAY‘larla, yani Dünya ve Türkiye gerçekliği içinde değerlendirmektir. Ama tek başına o da yetmez. Her değerlendirmeyi ancak proletarya partisinin savaş organları içinde adsız er gibi savaşmayı bilmek ve becermek ister.

Gelişigüzel bir “Al Allah delini zapteyle kulunu!”, “tarihi yaratan kahraman” Delideryalı Sâhip zuhur peşinde Sosyalizm geveziliği yeter. Üç buçuk ahbapçavuşlar “kurulu”nun kıvrattığı ağızdan dolma dergi vb. yönünde Sosyalizm gevezelikleri yeter. Polis korkusunu Allah korkusundan üstün tutan “işçi sınıfı içinde burjuva ajanları”nın su sızdırtmadıkları masonik bir siyasi parti örgütünde “sosyalizm” gevezelikleri yeter!
Sözlerden hiç korkmayın. Herkesin ciğerini okumak için işine bakın. O zaman aldanma payı en azına iner. Kişi her zaman yanılabilir. İşçi sınıfı içinde gerçek proletarya partisi safında herkes erimelidir. İşçi sınıfı demir filizidir; Aydınlar krom-manganez fılizidir. Bu iki filiz ayrı durdukça, ikisi de paslanır, çürür. Bu iki filiz: ORGANİK, yani proletarya partisi ölçüsünde sentezle kaynaşırsa, paslanmaz çelik çekirdek doğar.

Yoruma kapalı.